Köyler boş, tarlalar boş (Köyde, tarlada domuzlar dolaşıyor)

Köyler boş, tarlalar boş (Köyde, tarlada domuzlar dolaşıyor)



Cide'nin Güren (eski ismi Kethuda) köyüyle Akça köyünde yaşlılardan başka insan kalmadı. Tarlalar işlenmiyor. Yaşlıların derdi ise kuraklık ve de domuzlar. Şimdilerde köyleri domuzlar bastı.
Güren köyü, Cide'ye 30 km. Akça köyü Güren'e 2 km uzaklıkta. Yolları toprak. İki köyün de suyu yok. Dağdan gelen su yetersiz. Kuyular verimsiz.
Eskiden Güren köyünde tek dershaneli ilkokul, jandarma karakolu vardı. Şimdi okul da, jandarma da yok. Güren ve Akça köylerinde cami de yok, kahve de yok. Köylüler cuma namazı için 5 km uzaklıktaki Çavuşköy'e gidiyor. Köylerin elektriği, telli telefonu çalışıyor. Cep telefonu alım sahası dışında.
Recep, Güren köyünden. Binnaz, Akça köyünden. İkisi de ilkokul mezunu. Köyde evlendikten sonra yirmi beş yıl önce İstanbul'a göçtüler. İkisi de emekçi. Tek amaçları çocuklarını iyi yetiştirmek. Kızlarını okuttular. Kızlarının biri bankada, iyi bir işi var. Oğulları liseyi tamamlamaya çalışıyor.

Gençler köyde yaşamıyor
Recep'in altı kardeşi var. Onlar da köyden İstanbul'a göç etti. İstanbul'da emekçi Binnaz'ın da altı kardeşi var. Onlar da İstanbul'a göç etti. Emekçi.
Recep ve Binnaz, anne ve babalarının ellerini öpmek için yılda bir defa köye giderler. Köyden dönüşlerinde onlara "Ne var, ne yok?" diye sual eylerim.
Geçen hafta köyden döndüler. Bana anlattıklarına göre, köylerde yaşlılardan başka insan kalmamış. Diyorlar ki: "Yaşlıların bir bölümü köyden hiç ayrılmayanlar, bir bölümü de büyük şehirlerde çalışarak emekli olanlar.
Köyde topraklar küçük parçalar halinde. Tarlalar ortalama 10 dönüm büyüklüğünde. Eskiden buğday, mısır, arpa yetiştirilirdi. Her evin büyükbaş, küçükbaş hayvanı vardı.
Şimdilerde tarlalar bomboş. Köyde tarlaları işleyecek genç kalmadı. Kalsa da tarlaları işleyemezler. Son yıllarda kuraklık ciddi sorun. İçmek ve kullanmak için bile su bulunamıyor. Yaşlılar evlerin çevresinde kendi ihtiyaçları için sebze ekerdi.

Köylü üreticiydi, tüketici oldu
Şimdilerde köylere kurt, çakal, domuz dadandı. Eskiden domuza rastlanmazdı. Şimdilerde domuz evlerin kapısına kadar dayanıyor. Ne varsa yiyor, bitiriyor. Domuz giren bahçede bir süre başka şey de yetişmiyor. Köye şehirden minibüsle satıcı geliyor. Köyde kalanlar ekmeği, peyniri, sebzeyi bu satıcıdan alıyor. Bazılarının ineği var. Ama ineği olan da dertli. Sütünü alan yok. Danasını alan yok.
Haftada üç gün köy minibüsü Cide'ye gidip geliyor. Gidiş geliş 10 YTL. Köylü Cide'ye alışveriş için gidiyor."
Merak ettim, "İyi de, yaşlılar neyle geçiniyor? Alışverişi hangi parayla yapıyor?" dedim. Cevapladılar: "Köyden göç eden çocukları, köydeki yaşlılara para gönderiyor. Emekliler aylıklarıyla geçiniyor... Yaşlılar öldükçe, içinde yaşanan hanenin kapısına kilit vuruluyor. Yakında köyde insan kalmayacak. Köyler boşalacak. Tarlalar zaten boş..."
Ne demiş şair: "Orada bir köy var uzakta... O köy bizim köyümüzdür... Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür!.."

guras@milliyet.com.tr

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !